Alternative content

Get Adobe Flash player

 Bölgemiz Tarihçesi

Körfez`in güney sahili kuzeyinden daha az stratejik öneme sahiptir çünkü içinden gecen büyük yol yoktur.yinede bir çok küçük kasaba yada emporia belirgin bir ticari değere sahip idiler,burası birinci,derecedeki bir askeri bölge değil idi.Bunun sonucu olarak az sayıda kale kalıntılıda mevcuttur.incelemelerde biri kıyıda biri içeride iki tanesinden haber alındı.ikide incelendi ve araştırıldı ama birinin hiçte kale olmadığı belirlendi.bununla birlikte yakınlarda istihkamın kalıntılarının olduğu keşfedildi.,fakat diğerinin gerçek tarihi öneme sahip hisardı.Bölgenin tarihsel coğrafyasını düşünmek bunları ve bir zamanlar var olmuş bir diğerini bir bakış açısı içine koymaya yardımcı olacaktır.

Aziz Theodoros`kaldığı haberleri(612 yılında keşişler tarafından ziyaret edip kiliselerin kutsanması için davet edilen baş keşiş yardımcısı)yayıldıkça HELENEPOLİS(HERSEK) VE PYLAİ(YALOVA)`NIN(her ikiside batıda aynı uzaklıkta gerek sahil gerek dağlık büyük insan yığınları manastıra geldiler.Hastaların yanı sıra kutsanarak insan ve hayvanların tedavisi için yağ,su getirdiler;ağaçları,bağları ve bahçeleri için iyi ürün ve şeytani ruhların dadandığı yerlerin kurutulmasını dilediler...

Bölge insanları kalabalık nedeni ile karışıklar yaşadı.bundan sonra THEODOROS manastır ve bölge emporiasından bir gurup ile Nikomedia`ya döndü Haçlılar 1096 danikomedyaya ya geldiklerinde bu yolu tamamen toprak altında kalmış buldular,bunun üzerine yolu temizlemeleri ve doğrudan İZNİKe ilerleyebilmeleri sağlayacak haçlarla yolu işaretleyebilmeleri ,ç,m büyük bir öncü gurup yolladılar.Bizans döneminde tekrar kullanıldığına dair kayıt yok ama Osmanlılar döneminde yeniden önemli bir anayoldu.Kervanlar Gebze’den körfezi geçerek Bizans yolundan doğrudan İznike ilerlerken Sultanın orduları da bu roma yolunu izlediler. Geniş şekilde Osmanlı kervansaray,hisar,ve yol döşemeleri kalıntıları yolun önemini uzun süreli olduğunu kanıtlamakta(66)Genç Antikte buradan İznik’e başka bir yol kullanıldı(67)Nikomedia`dan yaklaşık 20 mil uzaklıkta ve heraklionùn 4 mil batısında yer alan Prainetos`tan(KARAMÜRSEL)başlıyordu adı kaynaklarda sıkça gecen bun yer nikomedia ve Helenepolis arasındakiler içinde en önemlisi idi Aynı diğerleri gibi bir kentti ve bir piskoposu vardı bu nedenle doğu kilisesi notitiae`sinde,Hierokles in altıncı yüz yıl şehirler listesinde ve bir Optimate temasının bir kenti olarak onuncu yüzyılda Kosin Porfirojenitusùn katoloğunda görülmekte.

 

KİBOTOS XERİGORDOS(ÇOBAN KALE) VE İLK HAÇLI SEFERİ:

İncelemenin son kalelerinden,tarihte en azından bir an için gerçek yol oynayan bir yerdir.buna anlamak için tanımlamasını yapmak,bunun içinde yakın bölgenin tarihçesini karşılaştırmak gerek.sonuç olarak kalabilen harabeler,komşu kentler Kibitos yada istihkamları kaybolup gitmiş Helenepolis(HERSEK)ile karşılaştırılacaktır.

İncelenen kale,bu gün adlandırıldığı üzere ÇOBANKALE istisnai stratejik bir konumda bulunmaktadır...

DRAKON vadisi yukarısında ve dereyi izleyerek giden hersek İznik yolu üzerinde ,iç bölgenin tepeleri ve geniş vadinin kesiştiği ve hersek burnunun yaklaşık 5 mil güneyinde bir noktadadır.Sahilden,dereceli olarak yükselen yol doğrudan dereye ulaşır.Dere bu noktaya kadar boğazdan geçer.bitki örtüsü yamaçlara kadar yayılan vadideki bağlar,zeytin ağaçları,tarlalar ve meyve bahçeleri ile astropikaldir.ön tarafta ise her şey değişiyor ve bölge oldukça ince makiler ve daha az ekili arazi(bu durum son yıllarda değişmekte olmasına karşın)engebeli hale geliyor.arazi yükselerek,yolun 700_900 mt.ulaşan tepeler arasında,orta dereceye ulaşabilir havzayı izleyerek güneye doğru daha vahşi hale geliyor.Bunlar körfezi İznik gölü  ve ovasından ayırıyor.(73)

Böylesi konumdaki yerleşim,ister istemez daha önce bir çok kez görüldüğü üzere Helenepolis ve içeri doğru giden yol ile yakın bağlantılı idi.bölgedeki 3 taneden biri olan bu kent,annesi onuruna konstantin tarafından eski Drepanın kasabasındaki yerleşimde kurulmuştur(74)körfez geçiş trafiğinin çoğunu Dakibyza`dan buraya yönlendirilen justinan zamanında daha önemli hale geldi.Bir su kemeri,yeni bir halk hamamı da (o dönemde ender rastlanan bir yapı),kiliseler,bi saray ve başka yapılar bağışlayarak tamamen yeni bir yer inşa ettiği görülüyor.Ayrıca nehrin ağzını temizletti,Drakon üzerine köprüler yaptırdı ve İznik yolunu düzeltirdi(75).Bizans döneminde,güneybatıya doğru yaklaşık 15km.uzakta ve körfez sınırlarının önündeki Pylainin doğuya doğru ulaştırmasının gözdesi olmasından dolayı,Helenepolis`ten daha az sıklıkta bahsedilir olmuştur(76)İstanbul’dan Yalova’ya deniz ulaşımı daha kolaydı ,ancak ağır mallar ve ordular kısa bir deniz yoluyla karşıta geçtikleri Helenepolis yada diğer noktaları tercih ediyorlardı.Helenepolis yinede birinci haclılar döneminde tekrar önemli bir transit liman olarak görünür ki bu anlatımda da ister istemez kalenin önemini ortaya koymak için hakkında detaylar sunacaktır.

1071 de felaketle sonuçlanan Malazgirt savasına giderken IV.ROMANUS deniz yolundan Helenepolis;geçti,kasabanın ismini “ELEEİNOPOLİS”,SEFALET KENTİ çağrıştırdığından bir tarihçi tarafından şeytanın işareti olarak yorumlandı(77).Sonraki 25 ci yılda,birinci Haclıların gelişine kadar hemen hemen tüm Anadolu’yu katettiler.Bizans sınır sınır savunmasının çöküşünü takip eden hızlı başarılarına imparatorluğun başına bela olan ayaklanmalar ve iç savaşlarda yardımcı oldu.Bunlardan birinde Nikeferos Botaniates,bir çok Türk beyinin desteğini alan Melissenus üzerine 1080 yılında bir kuvvet gönderdi.Başarısızlığa uğrayan sefer üzerine İznik’ten Hersek yolu ile başkente çekildiler(78)Başka bir deyişle bu yol uzun süre hareketli bir kullanımda kaldı..

Savaştan sonraki 10 yılda,Türkler İstanbul’a ulaşan kuzey yoluna büyük önem verdiler ve Bithynia’nın çoğunu ya işgal ettiler yada yağmaladılar.Yeni imparator Aleksius Komnenos başkentin karşısındaki toprakları geri almayı öncelikli iş olarak belirleyerek,belirtildiği üzer küçük harekatlarla İzmit körfezi üzerinde hakimiyeti tekrar kurdu.Tahta çıkışından sonraki

2 ay içinde Haziran 1081 de kargahı artık İznik’te olan Sultan ile Drakon Nehri’ni sınır olarak belirleyen bir barış yapıldı.

Topografyanın incelenmesi İznik tepelerinden Hersek koyuna akan nehrin gerçekte iki düşmanı doğrudan ayırmadığını gösterecektir.Bu durumda Bizanslılar İstanbul’dan öteye olan toprakları kontrol  altında bulundurmak isteyeceklerdi ki Türkler bu arada İznik’ten  batıya doğru sahili ellerinde bulunduruyordu.Aleksisus gerçek amacı olan Körfezi kazanmıştı ama hemen dışındaki kıyının halen Türklerin elinde olduğu düşünülürse pekte değeri yoktu.Çok büyük olasılıkla metin,sınırın nehir üzerinde olduğunu göstermek için alınmıştı ki bu sahil imparatorun elinde iken,sahilden yaklaşık 5 mil uzaktaki boğazdan başlayan yüksek kesimleri Türkler ellerinde tutuyor demekti.

Helenepolis her şartta Nikemoedya da gececi olarak Türklerin eline geçtiği 1087’de Aleksisus’ elinde idi.İmparator,buna körfez girişin e daha başka ilerlemeleri engellemek için hisar yaptırarak cevap verdi.Türk hükümdarı  İstanbul’a davet etti,ona hediyeler ve unvanlar sunarak dikkatini başka yöne çekti ve tarihte ilk kez duyulan yer olan Kibotos’ta çabucak bir istihkam inşa etti.1123 civarında yazan Fransız tarihçi Ordericus Vitalise göre Aleksisus ilkj haçlı seferinden birkaç yıl önce Britanya Norman savaşı sığınmacıları(bir çoğu muhafızlığını yapmıştı)yerleştirmek düşüncesi içerisinde Chevetotu(Latinlerin adlandırdığı üzere Kibotos)güçlendirmeye kalkmıştı ancak Türkler tarafından engellendi ve kaleyi bitirmemeden bırakmak zorunda kaldı.(80)Bu anlatım görüleceği üzere Haçlıların bu yeri korunaksız bulmuş olmaları nedeniyle daha doğru görünmektedir.

Anna Komnenos’un bu olayları anlatımında eski ismi HELENEPOLİS’i kullanmakta mam daha sonraki öyküsel anlatımları yeri kah Kibatos kah Helenepolis olarak adlandırılmaktadır.(81).Doğaldır4ki Helenepolis sivil yerleşim ve limanın adı iken Kibatos Da kalenin adı olsun,ancak bunu açıklayan özellikle bir metin mevcut değildir.Her halükarda bu alçak,bataklık alanda tek yerleşim mevcut ve yeni ile eski yerler aynı değillerse bile yan yana idiler.

1.Ağustos.1096’da Keşiş Pier ve yoksul Walter’in düzensiz kuvvetlerinden oluşan ilk haçlı gurupları başkente vardılar(83).5 gün sonra sayısız belalar yarattıktan sonra,İmparator onları gemi ile Boğazın karşı kıyısına geçirdi.Yolda etrafı yağmalayarak Nikomedyaya vardılar.Buradaki kısa kalışları sırasında bağlaşık Lombard ve Almanlar,Franklarla tartışarak onlardan ayrıldılar ancak her iki gurupta körfezin güneyi kıyısı boyunca yollarına devam ettiler.İmparatorun emri gereğince tüccarlardan tüm ihtiyaçlarını iyi kalitede ucuz olarak sağladıkları Civetot’ta kamp kurdular.Anna’nın harfi harfine çok güzel tespit ettiği üzere küçük Helenepolis kasabası üzerinde savunma kazıkları diktiler.ki bu ifade de o anda kasabanın bir hisar görevi üstlenmediği şüpheye yer bırakmazsızın göstermektedir(84).

Aleksius, bu haçlıları sahil boyunca İznik’e yerleşmiş Türk tehlikesi nedeni ile daha ilerlememeleri ve ana orduyu beklemeleri konusunda uyarmıştı.buna rağmen hareketsiz gecen iki aydan sonra adamlar huzursuzlaşarak tepelerin içlerine doğru harekatlar yapmaya başladılar ve köyleri yağmalayarak koyun ve sığırları kampa getirmeye başladılar.Hatta bazıları büyük sürülerini uzaklara sürerek ve köylülere ağır şekilde eziyet ederek,İznik sınırlarına ulaştılar.Şehre doğru yapılan bir Türk karşı saldırısından sonra civetot’a geri dönerek bir ziyafet düzenlediler ve geri kalan hayvanları Bizanslı tüccarlara ve imparatorun denizcilerine sattılar.

Bu işler Normanlar tarafından gerçekleştirilmiş ve onların başlarına göre Almanlarda tepelerin içlerine doğru ilerlediler.300 yay 200 şövalyelik bir güç ile kolaylıkla Xerigordos kalesini ele geçirdiler konumuzu çok ilgilendiren bu konuda kaynaklar bir birinden ayarlıyorlar.Anna,sadece Haçlıların ilk saldırıda kaleyi ele geçirdiklerini anlatıyor.Aix’li Albert kale adını vermiyor ama İznik’e üç mil uzaklıkta olduğunu belirtiyor.ALMANLARIN GARNİZONU ELE GECİRDİKLERİNİ,HALKI DIŞARI ÇIKARTIKLARINI VE BULDUKLARI BOL ERZAKTAN DOLAYI MUTLU OLDUKLARINI YAZIYOR.Bir savurganlık içinde kaleyi İznik Türkleri Sultanı Süleyman’ı bozguna uğratmak ve topraklarını ele geçirmek için bir üs olarak kullanmayı umdular.Gesta daha ağır başlı olarak,Exerogorgo”kalesinin boşaltılmış ama içinin erzak dolu olduğunu belirtiyor;(85).

Gerçek,ansızın usta okçularla da güçlendirilmiş kuvvetli bir Türk ordusu halinde ortaya çıkıverdi.Almanlar,kalesini işgal ettiğinde Sultan yoktu ancak 2 gün sonra geri geldiğinde saldırmak için hiç vakit kaybetmedi.Tüm ordusu 29 eylülde bir araya gelerek,kaleyi kuşatma üzere ,ilerledi.Başlıca su ikmali kalenin dışındaki küçük bir kuyudan ve kalenin altındaki bir ırmaktan yapıldığı için kaledekiler susuzluktan kırıldılar.Dayanmaları sadece 8 gün sürdü.Türkler kapının önüne odunları yığıp,bazı kapılar ve i,çerisindeki kimi binaları ateşe verince Almanlar koşullarda anlaştılar.Müslümanlığı kabul edenler ayrıldılar;geri kalanı ya öldürdüler yada esir olarak satıldılar.

Latin kaynaklarına göre Latinler”inançsızların” yengisinin öcünü almaya karar verdiler(86).yalnızca hasta zayıf ve kadınları geride bırakarak 25.000 yay ve 500 atlıdan oluşan tüm güçleri ile İznik yoluna koyuldular.Anna daha klinik olarak yazdığına göre,Sultan Almanların halen İznik’i ele geçirdikleri ve tüm hazineyi paylaştıkları,haçlıların geri kalanlarının alışılmış ganimet hırsı ile paldır güldür kente doğru vadi yukarı koştukları söylentisini yaydı.Her şartta Sultan planlarını büyük beceri ile gerçekleştirmişti.Haçlılar Civetot’dan üç mil yürüdüklerinde Drakon nehrinin orada birden Türk kuvvetleri ile yüzü yüze geldiler,Dahada kötüsü,savaş sürerken ağaçların arasında ve dağ patikalarında gizlenerek tuzak kuran diğer Türk güçleri perişan edici şekilde geldiler..Bir savaştan çok bir katliamdı;3000 Latin öldürüldü,ve kalanlar yol aşağı sahile koştular.Türkler hemen arkalarından takip ederek çadır kampına doğru zorladılar ve bulabildikleri herkesi kızlar ve iyi görünümlü gençler hariç olmak üzere katlettiler;tüm ganimeti İznik’e götürdüler.

Bazı haçlıların şansına ,deniz kenarında Civedot’dan sonra boş eski bir kale vardı.(87)kapı ve pencereler çoktan yok olup gitmişti ama yaklaşık 3000 adam buraya sığındılar,acil mesajın İstanbul’a ulaşarak imparatorluk güçlerinin kendilerini kurtarmaya gelmelerine kadar,açıklıkları kalkanları ile kapatarak ve taşlar,mızraklar ile oklar atarak savunmaya çalıştılar.Türkler zaferle İznik’e döndüler ve haçlı seferinin düşmanla karşılaşılan bu ilk bölümü son buldu.

Anna ilginç bir detay sunmaktadır.Haçlıların bir çoğu Drakon nehrinde katledilmişler ve ceset kemikleri bir tepe değil,bir dağ oluşturmuştu.Daha sonraları diğer Latinler kemikleri harç imal etmek ve duvardaki çatlakları doldurmak için kullanarak bir kent kadar büyük bir kale inşa ettiler.Bu varsayımlar kalenin 12 yy. ortasından önce,Anna’nın yazdığı zamanlarda yeniden yapıldığını göstermektedir.Bu bölgede uzun kalabilmiş olsalardı Latinler tarafından yapılmış bir kale olabilirdi.İznik’in zapt edilmesiyle terk etmeye zorlanan ve yalnızca akınlara yönlenen Türkler tarafından da yapılmış olamaz.Büyük olasılıkla,böylesi kale, imparatorluk topraklarını Anadıloda geliştirmek için belirgin gayretlerde bulunan Anna’nın nefret edilen kardeşi İoannes Komnenos’un (1118-1143)eseri olmalı.

Bu anlatım ilk bakışta çelişkili olsa bile,kimi değerli topografik veriler sunmakta.en detaylı anlatımı sunan Aix’li alber göre Xerigerdos,ağaçların ve dağların son bulduğu yerde,İznik’ten üç mil uzakta idi.Bu denli kısa mesafe,toprağın gölden ani yükseldiği İznik’in doğusundaki geçit olabileceği varsayımını akla getiriyor.Nicaea’dan dört gün öteye olan Gesta beyanatı kafaları karıştırıyor ve genellikle yorumcular,haçlıların dağları aştıklarını,göl kıyısını izlediklerini(ciddi bir şekilde ikaz edilmelerine rağmen),Türk başkentinin surlarının aşağısından geçtiklerini ve sonra ikmallerini sağladıkları kıyıdaki üslerinden yöneterek en az ,iki gün,olasılıkla da en geç altı gün içinde İznik’i aldıklarını varsaymaktan mutlu oluyorlar.

Bu sadelik,özellikle de anlatımın Civetot civarındaki topografik yapıyı anlatıyor görünmesi nedeniyle  bir anlam taşımıyor.Gerçekte,Aix’li Alber tin ayrıntılı aktarımı bu durumu açıklayarak kale ve haçlıların katledildikleri yerin aynı oduğunu oraya koyuyor.

Aix’li Alber tin bu savaşı tanımlarken haçlıların”daha önce belirtilen dağlar ve ağaçlar boyunca”Civetot’tan 3 mil  ilerlediklerini ve Türklerin onları rahatça tuzağa düşürebilecekleri bir yere vardıklarını belirtiyor.Bu ağaçların ve dağların son bulduğu,başka anlamda da verimli ve açık kıyı şeridinin kaba ve ağaçlık bölge ile buluştuğu yer  Xerigerdos ile uyuşuyor.Nehrin adının belirten Anna onun döneminde aynı Latinler tarafından inşa edilmiş bir kale olduğunu belirtiyor ancak Xerigerdos olarak isim belirtmiyor.En olası çözüm savaşın olduğu yeri Xerigerdos ile ve her iki sinide Çobankale olarak tanımlamak.

Bu bile mwtinlwerle uyuşmayan bazı soruları içermeye devam ediyor.Bunlar iki küçük düzelteme ile çözülebilir. Albert’in Xerigerdos’u  anlatımında “Nicaea-İznik”ten yerine “civetot!tan 3 mil” şeklinde okuyarak ve Gesta’daki”Nicaea’dan dört gün öteyi”şeklinde değiştirerek.her ikiside metne zorla müdahale değil ama onları yerel topografyaya uygun hale düşürmek ve birbirleri ile tutarlı hale getirmeğe(her durumda üç mil ile dört gün konaklama aynı şeyler değildir)olanak vermektedir.Anna’daki kalenin kemiklerle inşa edilme öyküsü sadece bilinen kalenin kemik kazıkları ile ilgili yöresel bir efsane olabilir.

Çobankale kalıntısı,mükemmel konumuna rağmen doyurucu ama pek aydınlatıcı bilgiler sunmamaktadır.yoldan yaklaşık 70 mt.yükseklikte bir tepenin zirvesinde yer almakta ve dik bir şeklide nehre doğru inerek yaklaşık 180’e 120m ölçülerinde bir oval şekil almaktadır.Sur çemberinin çoğu toprak altında ve yakından incelemek gerekiyor fakat yola doğru olan güney yüzü incelenebilir düzeyde.Güçlü platformlar olduğu görüntüsü veren dört yarım daire kulelerle güçlendirilmiş batı tarafına üç tane daha yükselmekte,bunların birbirlerine çok yakın olan ikisi T5 ve T6 olasılıkla kapıyı yanlardan kuşatıyordu.Burada çember boyunca tanımlanamayan yapı izleri var.

Büyük parçaların katılması ile oldukça yumuşak topraklı harç işçiliğine oturtulmuş,kaba şekilde sıralanmış düz kayalardan oluşan kulenin duvar işçiliği seçilebilir değil.Kaplamayı öze bağlayan ve daha geniş kare kirişlerle birleşen küçük yuvarlak kirişler.T4,çok benzer duvar işçiliği göstermekte olan yoğun gri harç kullanılmış ve sonradan eklenmiş yüzü ile yeniden inşa edilmiş,her ikiside yığma duvarda yuvarlak ve kare kirişler içeriyor.oldukça kaba.Cloisonne bandı ile,küçük bir miktar tuğla kullanmışmış olan T3 hariç tüm kaplama düz taşlarda oluşuyor.Buda on ikinci yada on üçüncü y.y.tarihselde bunlarda burada teşhisleşmeye yetecek kadar zaten mevcuttur.Benzer duvar işçilikleri pek yardımcı değillerdir.her ikiside düz duvar işçiliğini tarihleme açısından adı çıkacak şekilde zor.En benzeri yine Bithynia’daki sefiller hisarı(88)Denizden 5 mil uzaklıkta Sakarya ve bir kolunun birleştiği noktada,benzer bir konumda bulunuyor.Kuleleri ve surları,düzgün sıralanmış ve moloz özüne bir cribwork ile bağlanmış,dört köşe kesimli yöre taşları ile kaplanmış.Çobankale ile benzeşimi yakın ama bu kale de tarihleşmemiş olması nedeniyle yardımcı değil.Böylece görüldüğü üzere mevcut kalenin en azından Bizans olduğu görüntüsü veren yığma duvar ve tuğla izlerinin dışında tarihleme için güvenilir elemanlar mevcut değil.

Bir kavşak noktasında bulunan böylesi bir kale Roma’dan Osmanlı’ya tüm zamanlarda bir gereksinim olacağından hareketle,tarihi kıyaslamalar da yardımcı olamazlar.Metinlerden  çıktığı üzere tek kanıt 1096’da burada bir kale var olduğu ve on ikinci y.y. ortasında yeniden bir inşa edildiği.Xerigordos tanımlamasını doğruladığı şeklinde ele alınabilecek,kalıntılarda görülen ikinci evre bölümler yeniden inşa gerçeğini belirliyor ve diğer bölümler ne şekilde değerlendirilirse değerlendirilsin T4 ün dış yüzünü tarihleme olanağı veriyor.Bununla birlikte Anna’nın yapımda kemiklerin kullanıldığı iddiası güncel bir doğrulamaya sahip değil;yöre insanları bugüne değin böyle bir şey bulunmadığını özellikle doğruladılar.Tabii ki,(yine de bir olasılık) kemiklerin harç yapımında kullanıldığını ve bu nedenle iz kalmadığını belirtmek istemiş olabilir.

İlk yapımı hakkında sadece spekülasyon yapmak olası.Burada az önce verilen 1081’deki Türk-Bizans sınırı hakkındaki Anna’nın metni Xerigordos’un  Drakon nehri Üzerinde bir yere konumlandırmak için bir referans olabilir.Yeni sınırları güvence  altına almak için bir hisar inşa edilmiş olabilir.Bununla birlikte ölçüleri,son derece kısıtlı kaynakları olan ve diğer tehlikelerle de uğraşmak durumunda olan aleksius‘un eseri olmadığını Düşündürtüyor(89).Diğer bir seçenek olarak,başka Bizans saldırılarını önlemek üzere Sultan tarafında yaptırılmış olabileceği;her halükarda 1086’da onun hakimiyetindeydi. Buna rağmen ne kaynaklar ne duvar işçiliği tarihleme için bir destek sunmuyorlar.Yine de hisarın, tarihin can alıcı bir noktasında yer alması ve Haçlıların ilk aşamasında belirgin bir rol oynaması,onu değerli kılıyor.her ne kadar Xerigerdos tarihte tekrar görülmüyorsa da en azından bu ismi ile,Kibotos ,tarihte rol oynamaya devam etti.An a haçlı ordusu İznik’e doğru yol almak üzere Anadolu’ya geçtiğinde çok kalabalık olmaları nedeniyle ikiye bölünmeliydiler ki yöre yollarından geçebilsinler ve yeterli ikmal alabilsinler.Anna’ya göre bir bölümü Kibiotosa!a geçerek ve tabiki drakon vadisini izleyerek İznik’e yöneldiler.Diğerleri Nikomedyaya doğru ilerlediler.(90),aynı şekilde kötü yazgılı 1101 haçlı seferide Anadolu’ya yönelmek için aynı yolu izledi(91) Aleksius da topraklarına sık sık ağır baskınlar düzenleyen Türklere karşı sefere çıktığında Körfezi geçerek Kiotosa varmış,oradan İznik’e ve batıya yönelmiş.O da kasabayı başkent ile iyi bir iletişim noktası olarak kullanmıştır.(92). Aleksius un saltanatı boyunca Kibotos önemli yer olarak kaldı ve buradan İznik’e olan anayol sürekli olarak kullanıldı.

Kibotos,Dördüncü haçlı Seferi’nin anlatımında tekrar görülmekte.Latinler İstanbul’u işgal ettikten sonra karşı kıyıyı kontrol etmek üzere harekete geçtiler.106 da Nikomedya’yı aldılar ve sonraki sonbahar ellerindeki bölgeyi güvence altına almak için Körfezin iki karşıt kıyısındaki Charax(hereke) ve civitot kalelerini güçlendirdiler.Azizlerin Guillaum’u hiçbir zaman tamlayamadığı harekatlarını buradan yönetti.İş tamamlanamadan,Mart ayının son günü Thedoros Lascaris büyük bir kuvvetle buraya saldırdı.Oradaki beş şövalye İstanbul’daki Latin imparator ununa acil mesaj yollayarak beş gün boyunca gece ve gündüz savunmayı yönettiler..Ertesi gün büyük bir Latin gücü ulaştı,ancak Lascaris’inki kadar büyük değildi.Karşı tarafın takviye almasına rağmen Bizanslılar güçlerini artırarak dükkanlarını ve kaçaklarını yaktılar.Hisarın durumu ve savunmasının ne kadar zayıf olduğunu gören imparator Henry burayı eld3e tutmalarına değmeyeceğini düşünerek,şövalyelerini dışarı çıkartarak kenti boşaltı(93).

Görülmekte ki,bu Kibotos’ta önemli sonucu olan son olay idi,ancak ne kayboldu nede içinden gecen yol önemini kaybetti.Son veriler,Bizans döneminin sonları doğru tesadüfi anlatımlardır.1260 yılında İznik ten yola çıkan Patrik Nİkeferos,o sırada VII.Mikaelos’un saldırısı altında olan İstanbul’a varmak için Helenepolis ten denize açıldı.Yirmi yıl sonra onun haleflerinden biri olan İoannes Bekkos aynı yolu ters yönde yaptığı(94).O zaman bu yerin adı her iki adınında kullanımda olduğunu gösterecek şekilde Kibotos idi.

Xerigordos adı yalnızca I haçlı seferi ile ilintili olarak görülmekte,ama daha sonralara ait bir metin hisarın başka bir isimle varlığını sürdürdüğü olasılığını yükseltmektedir.II.Andronikus’un yeni yönetimi,1283’de VIII.Mikhaişl Rime ile birlik politikasını desteklemiş bir çok yüksek seviyede kilise adamı gönderildi.Bunların arasında bulunan Georgios Metokhites’in oğlu Theodoros günün lider devlet adamı oldu.Metokhites 1284’de İzmit körfezi içine doğru seyrederken  sağ tarafta yer alan  Aziz Gregori kalesine sürgün edildi(95).Daha sonraki patrik Athanassius Helenepolisten Asya’ya geçerken bazı mahkumlar için yanlarında para ile özel bir görevliyi gönderdi ve hasta olan Metıkhites’i evine geri getirtti.Aziz Gregori kalesinin yeri hiç belirlenemedi ve eğer Çobankale değilse bölgede aday olabilecek başka da kesin yok.Kesin olarak güney kıyıda ve helenepolisten kolay ulaşılacak bir noktada yer alması,denk düşmekte.diğer taraftan konumlama,kalenin gökyüzündeki bir yıldız gibi dik bir dağın üzerinde ,geçenlerin görmediği,yol üzerindeki halkın ulaşamadığı ve bir kişi istese bile ulaşamadığı şeklindeki Metekhotes’in kendi bitimlemesine göre uymamaktadır(96)Çoban Kale’nin dik bir tepede yer aldığı tasvir edilebilir ama oldukça ücra kalmakta.Bununla birlikte eğer Metekhotes,gözde bir Bizans tekniği olan abartılı söz söyleme sanatına bağlı kaldı ise Xerigordos2un gerçekte yeni bir isim ve hapishane olarak yeni bir işlev kazandığı var sayılabilir.

Bir çok kaleyi içeren inceleme göstermiştir ki Bizanslar körfezin sahilleri boyunca geniş bir savunma sistemini ellerinde  tutmuşlardır.Bununla birlikte kalıntılar Nikomedya’nınkilerle birlikte geç dönemle ilintili olmak gibi ilginç özelliklere sahip olmakta.Buradaki hiçbir şey 12 yy ikinci yarısından önceye tarihlenemez,ve kalelerin çoğu 12 yada 13 yy. ait olduğu görülmektedir(97)Bununla birlikte Nikomedia istisna olmak üzere burada daha erken dönem ait bir çalışmanın izi ve bu tür surların daha geç dönem yapılara dahil edilmesi varsayımı yok.

BİBLİOGRAFYA

66:Osmanlı yol döşemesi:French 1981:15 yollar bakınız w.taescherin el 2deki Anadolu başlıklı yazsı ve harita.

67:Kaynakların (hepsi geç dönem)tam konum belirtmediği,Neon kome.nea komis veya Nemikomegibi değişikl şekillerde adlandırılmış yerden bir yol daha  vardı.Körfez yada Helenepolis ve pylai arasında batıya doğruen dış noktada idi.

68:socrates VI.16

69:peutinger cetveli.Miller 1916 tüm referanslar içinf.k.Dörner’in RE 22 (1954)1832 4 ‘te garip şekilde “Preietos”olarak başlıklandırılmış makalesi.

70:969 Theophanes Continuattus 464:1078:Bryennus 249,Attaliates 268,272:1085 Anna Comnena VIX.4

71:Bakınız Foss(1995)43 no 20(FOSS)  1975”the persians in asia minor end of Antiquty 1977”Late ntique and Byzantine aNkara”

72:Texier (1862)70   Asie Mineure.Paris(edito Minor)

73:Bakınız von Diest’in (1903) bu yolu tanımlaması Perrot (1862)3.her ikiside kalenin içe giden yolu kapatmasını kolaylıkla vurguluyor.

74:Helenepolis’in erken tarihi(görüldüğüne göre İmporatiçenin doğum yeri değildir) ve pylai ile ilişkisi için bakınız Mango(1994).Tarihi tüm referansları ile D:Stiernon’un DHGE 23.877-884 deki makalesinde incelenmiştir.

75:Procopius,Aed ii.6-13

76: :Helenepolis ,Konstantin Porphyrogenitus’un listesinde Optimai temasının kentlerden biri olarak görülüyor(de Thematibus,70) ancak bu lidteden uzun süre önce kaybolup gitmiş iki yeri içermesi nedeni ile açık ki eski bir çalışmanın özetidir.

77:Attaliates 144 Michael.ed. I bekker(cshb).bonn 1853 CSHB: corpus scriporum historiae byzantinae,ed B.G Niebuhr,bonn 1828-1897

78:Bryennius 310. İnanıyorum ki Prf.Mongo(1994) esp.150,ana bir yol üzer,inde bir kavşak noktası olan helenepolis’in gerilemesi bira abartılmış.

79:Anna Komnena III.xi.4-5 :tarihi içinDölger Regesten 1065.Regesten der Kaiserurkunden des oströmischen Reicchen.Berlin-Münch 1924-1965

80:Orderic Vitalis V.38. The Ecclesiastical History,ed oxford 1969-80

81:Bu olayları anlatımda hep Helenepolis’in olarak bahsediliyor ve sonra Birinci haçlının ana ordusu ve 1101 Haçlılarını anlatırken Kibotos olarak söz ediliyor.(XI.İ.viii.2).Alaksius Komnenos’un daha sonraki seferlerinden bahsederken hem Helenepolisi(XIV.V.2.XV.i3)kullanıyor.Buradan çıkarabilecek tek alkışlanası sonuç hem eski (kilise açısından) hemde yeni adını kullanıyor olmasıdır.Haçlılar hakkında anlatım,hem Helenepolisi anlatan nna,hem deonun Civetot olarak adlandıran haçlıların aynı yeri konu etmektedir.Bu nedenle prf.mango Kibotosu konumlamadaki endişelerini paylaşmakta zorlandım.

82:Bu yer için von diest(1903)”Die Landschaft zwischen Nicaea und Nicomedia

83Xerigordos’un işgaline ve işgalide dahil olmak üzere)sonraki olaylar için Aix’li Albert)Liber christianae Expeditionis,in(RHC

84:Anna Comnena X.vi.1Alexade,ed.B.Leib.Paris 1945

85:83 nolu dip not.

86:Aix 286-289 bu olayların en detaylı anlatımını sunmakta :gesta 1 of oldukça özet;Anna Comnena x.vi.5

87:Bu gercekte 1087’de aleksius tarafından başlatılmış ançak heniz tamlanamamış kale olabilir.

88:Resimlendirmeli ile Foss(1990)176

89:çobankale,Aleksius tarafından inşa edilmiş Philkrene(Bayramoğlu) dört kat daha büyüktür.

90:Anna XI.1.1;bununla birlikte haçlıkaynakları sadece tüm ordunun (Ciboyus’tan bahsetmeksizin) Nikomedya’ya hareker ettiğini yazarlar.(yukarıda tartışışldığı gibi)

91: Anna Comnena XI.vii.2.

92:İbid.XIV.v2,XV.ii2,4 İstanbul’dan syhati işleyen son iki bölümde,konu sadece körfez’in karşısına gecmek olunca kasaba Helenepolis olarak adlandırmakta.

93:Villehardoin 460-471.La conquate de Constantinopole,ed.and tr.E.Faral.paris 1897

94:Pachymeres i 165f.,623 Failler.. George ed.ı.bekker(CSHB)bonn 1835 Relations historiques,ed A.Failler 1984

95: Pachymeres II.103(bonn)

96:George Metochites,Historia dogmatica 175.bu kale daha iyi tanınan İznik gölü üzerinde Aziz Georgios hisarı ayrımı için bakınız laurent(1933)melamges de geographie ecclessiastıque”echos d’ Orient

97:Hiç tarihlenmeyen Hisareyn ve Libyssa bu tartışmaya dahil edilmeyecektir.

98:Konstantin Porphyrogenitus de Thematibus 70.körfezin iki kentini,Helenepolis ve Prainetos’u Optimati temasını kentleri arasında ikinci,üçüncü olarak rutbelendirip,listelemekte,ancak bu gösterge,listenin(çok uzun zamandır unutulmuş iki kentin içermesi nedeni ile) açıkça çok daha erken bir belgeden alıntı olması sebebiyle bir öneme sahip değildir.

Alternative content

Get Adobe Flash player



Copyright ©
Yalova / Altınova / Subaşı Beldesi Merkez Mahalle Muhtarlığı Resmi Web Sitesidir.