| |
| Ertan BEDEL |
31.08.2008 21:30:57 |
| sevğili muhtarım çalışmalarınnızda göstermiş olduğunuz başarıdan memnuniyetimi dile getirmek isterim. Özellikle teknolejiyi kullanarak bizi bilğilendirdiğiniz için ayrıca teşekkür etmeyi borç bilirim
Köyümüz istanbula nekadar yakında olsa işlerimizin yoğunluğunda gelemediğimiz için hasret kalıyorduk. Fakat sizin sayenizde bu hasretimizi gidermiş oluyoruz bize gönderdiğiniz meil ile sanki köyümüzün içinde herğün dolaşıyoruz.birde benim önceden gördüğüm fakat şimdi pek raslayamadığım dostluk ve birliğin yeniden kaynaşimanı yapılanma zeminini başlatırsanız ayriyetten dahada memnun kalacağımı ifede etmek isterim.Bunu için her türlü desdeği vermeye hazırım .Saygılarımla çalışmalarınızda başrılar.
Ertan BEDEL |
|
|
| Subaşı Muhtarlık |
31.08.2008 17:41:38 |
| Subaşı Beldesinin bütünlüğünün sağlanması amacı ile daha önce defalarca 30.10.2007-2.5.2008 tarihlerinde yazılı ve sözlü olarak dile getirilmesine rağmen bir araya getirilemeyen Siyasi partiler,İlköğretim kurumları,Muhtarlıklar,ve Belediye Başkanlığı ve meclis üyelerini geçte olsa bir resmi törende bir arada görmek veya getirilmesini sağlamak bütünlük adına bir gelişme olarak sağlanması Muhtarlığımızı ve Belde halkımızı memnun etmiştir.
İlk defa bir resmi törende Siyasi partilerin Belde Başkanlarının davet edilmesi nihayet gerçekleşebilmiştir,bundan sonraki törenlerde de devamının geleceğine inanıyoruz.
Belediye başkanlığımızdan önümüzdeki törenlerde de büst ve çelenk alanın ihtiyaca cevap verecek şekilde genişletilmesini talep etmekteyiz.
|
|
|
| fatma yılmaz |
14.08.2008 00:08:49 |
| 'sitede''altınova üst geçitlerine kavuşuyor ''şeklinde bir haber var. o keşke alt geçitlerine kavuşuyor şeklinde olsaydı. çünkü üst geçitlerden yaşlılar ve engelliler yararlanamıyor. avrupada hep yürüyen merdivenli alt geçitler var. geçitlerin içinde küçük büfeler yer alıyor. bunların kirası ile belediye geçitin masrafını karşılıyor. zengin ülke değiliz. ne olur bir kere yapalım tam yapalım. ilgililere hatırlatmak istedim. |
|
|
| Zeki Gürsu |
03.07.2008 11:01:16 |
| Sivas katliamının 15. yıldönümünde
35 canın, 35 insanın diri diri yakıldığı katliam günler öncesinden planlanmıştı. 2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Oteli'nde sahneye konuldu. Oteli saran güdümlü katillerin kuşatması tam 8 saat sürdü. Devlet bunca insanın katledilmesine seyirci kaldı.
Herşey bir yana, seyirci kalması gerçeği bile devletin bu katliamın sorumlusu olduğunun en açık kanıtıdır. Dahası, katliam sonrası ortalığa saçılan bilgi ve belgeler, karartılmaya çalışılan gerçekleri aydınlatır niteliktedir. Örneğin, TBMM Sivas Olaylarını Araştırma Komisyonu'nun raporuna göre, katliam öncesinde dağıtılan "Müslümanlar" imzalı bildiri, Sivas Emniyet Müdürlüğü’nün faksından çıkmıştır.
Katliam için saatler öncesinden harekete geçen dinsel gerici ve faşist güruhun önünü kesmek yerine, etrafında güvenlik şeridi oluşturanlar, kolluk güçleriydi. Sivas’ta 8 saat boyunca katliamı izlemekle yetinen, katliam haberi ülkenin her tarafına ulaştığında Sultanahmet’te katliamı protesto etmek isteyen kitleyi yürütmeyen, en küçük eylemleri şiddetle bastıran aynı kolluk güçleriydi. Katliamcıların sayıları her geçen saat daha da artarken, Sivas Tugay Komutanı asker takviyesi istenmesine olumsuz yanıt verdi. Madımak Oteli yakılmadan kısa bir süre önce "içeride asker var mı? İçeride polis var mı?" diyerek, katliam öncesinde son kontrolleri yapanlar, Sivas’ta görev yapan polis ve asker yöneticileriydi.
Katiller sürüsü oteli taşladığı esnada polis telsizinde gerçekleşen, o günlerde basına da yansıyan şu diyalog gerçeğe yeterince ışık tutuyor. Polis telsizinden bir anons: “- Taş atıyorlar, ne yapalım?” Cevap veriliyor: “- Anlaşıldı. Müdahale etmeyin.” Sermaye devletinin politikasının özü özeti, işte bu iki sözcüktedir: "Müdahale etmeyin!"
Katliamcılarla kolluk güçlerinin karşı karşıya gelmemesini, "halk ve güvenlik güçleri karşı karşıya getirilmedi" diyerek sevinçle karşılayan, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu'ydu. Ortada yakılarak öldürülen 35 cansız beden varken, büyük bir utanmazlıkla "halktan kimseye bir şey olmadı, meseleyi büyütmeyin" diyen, katliamcıların sırtını sıvazlayan ise, 12 Eylül öncesi “bana milliyetçiler adam öldürüyor dedirtemezsiniz” sözüyle ünlü, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'di.
Madımak Oteli'ndeki aydınların yardım çığlıklarına "devlete güvenin" diyerek yanıt veren, insanlar yakılırken koltuğunda pişkince oturan dönemin Başbakan yardımcısı ve SHP Genel Başkanı Erdal İnönü'ydü. Aynı siyasal geleneğin bugünkü devamı olan ordu şakşakçısı düzen solu, büyük bir ikiyüzlülükle “laiklik” demagojisi üzerinden Alevi emekçilerini yanına çekmeye çalışıyor.
Katillere “gazanız mübarek olsun” diyerek açık destek veren, dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu'ydu.
Burjuva medya, bir yandan katliamı "tahrikçi Aziz Nesin" kontra haberleriyle gündeme taşırken, öte yandan katledilen aydınları "suçlu" ilan eden değerlendirmelere sayfalarını ve ekranlarını sonuna kadar açtı.
Katliamdan sonra görülen Sivas davası, devletin aklanması, düzenin temel ihtiyacı olan kitle desteğinin alınması temelinde şekillendirildi. Sivas katliamı "laik devleti yıkmayı amaçlayan bir eylem" olarak tanımlanarak, katliamın sorumlusu olan devlet katliam mağduru olarak gösterilmeye çalışıldı. Sivas davasında verilen cezalar ile sermaye devleti, sorumlusu olduğu katliamın faturasını çapulcu sürüsüne keserek katliamcı yüzünü gizlemeye çalıştı. Kitlelerin, "ordunun destekçisi" ve "Cumhuriyetin bekçisi" konumuna çekilmesi için yoğun çaba sarfedildi. Alevi işçi ve emekçilerin özelde Sivas katliamına, genelde ise devlete yönelik birikmiş öfkesi, “laik-antilaik” ikilemi üzerinden düzen kanallarına akıtılmak istendi.
Bütün bu katliamlar serisinde katillerin korunması için gereken herşey yapıldı. Şemdinli örneğinde olduğu gibi, "iyi çocuklar" denilerek sahiplenildi. Devlet, kontr-gerilla hukukunu devreye sokarak ya beslemelerini hiç yargılatmadı, ya da göstermelik yargılamalar sonucunda küçük cezalarla kurtulmalarını sağladı.
|
|
|
| mustafa müjde |
01.07.2008 16:37:04 |
| sayın başkanım hafızanızı biraz zorlarsanız emekli olmak için kağıtlarımı yaptırmak için belediyeye geldiğimde sizinle görüştüm helalleştik artı on dört yıllık çalışmam var tazminatım ne olacak diye sorduğumda sizin cevabınız belediyede çuvalla para var bir siz almadınız diye alaylı biçimde cevap verdiniz bende kanuni yoldan hakkımı arıyacağımı söyledim sizde ara ozaman artık hacizmi geli bilemem dediniz lütfen biraz hafızanızı zorlayın ve hatırlamıyorum kelimesinin arkasına saklanmayın saygılar MUSTAFA MÜJDE |
|
|
| bünyamin çakırcı |
27.06.2008 14:45:38 |
| doğalgazın bu sene gelip gelmeyeceği ve konutlarda yanıp yanmayacağı hakkında bilgi verirmisiniz |
|
|
| Ramazan Gürsu |
14.06.2008 18:00:03 |
| Geleceğimizin teminatı olan Ö.S.Sınavına girecek olan üniversite adayı tüm gençlerimize sınavlarında Muhtarlığımız olarak başarılar dileriz. |
|
|
| suzan |
10.06.2008 14:19:28 |
|
Bence siyasal Bilimler olmalı. Yalova Belediye Başkanına teşekkürler. |
|
|
| k.önder |
03.06.2008 09:27:38 |
| yalova belediye başkanımız barbaros hayrettin verdiği sözü tuttu türkiyenin seksenbirinci üniversitesi yalovaya kurulacak.Bu üniversitenin olmazsa olmazlarından biride bölgemizdeki işletmelere uygun bölümler açılması örneğin tersane ile ilgili gemi makinelerı, güvertecilik vs.. birde işkazalarının çok fazla olacağından dolayı tıp fakültesi de şart tabiki..... |
|
|
| FATMA YILMAZ |
02.06.2008 09:32:23 |
| YALOVA ÜNİVERSİTESİ TÜM YALOVALILARA VE ÇEVRE HALKINA HAYIRLI OLSUN.BU ÜNİVERSİTENİN YALOVAYI DAHADA GELİŞTİRECEĞİNE İNANIYORUM. ÜNİVERSİTENİN SANAYİ ALANLARINDA GÖREV ALABİLECEK KALİFİYE ELEMANLARIN YETİŞTİRİLMESİNİ SAĞLAMASINI CANI GÖNÜLDEN İSTİYORUM. BİRDE TIP FAKÜLTESİ KURULURSA HARİKA OLUR.TEKRAR HAYIRLI OLSUN. |
|
|
|